İçeriğe geç

7 nefsin isimleri nelerdir ?

Baharkizyurdu olarak her zaman olduğu gibi, bu kez “7 nefsin isimleri nelerdir” konusunda sizin yanınızdayız.

Kalp Neyi Zikrederse? — İçimdeki İzmir Sıcağıyla Karışık Düşünceler

İzmir’de yaz bitmez derler ya, bitmiyor gerçekten. Sadece güneş değil, insanın iç sesi de sürekli açık. Ben 25 yaşında, dışarıdan bakınca “rahat takılıyor” gibi görünen ama iç dünyasında 27 sekme aynı anda açık yaşayan biriyim. Bir de şu var: kalp denen şey var ya… O hiç susmuyor.

Bazen sabah Karşıyaka vapurunda simit yerken, bazen Alsancak’ta arkadaşlarla çay içerken, bazen de gece 03.17’de “neden böyle düşündüm ben şimdi?” diye tavana bakarken aynı cümle dönüp duruyor kafamda: Kalp neyi zikrederse?

Kalp neyi zikrederse, zihin ona yetişmeye çalışır

Bunu ilk fark ettiğim anı hatırlıyorum. Konak’ta otobüs bekliyorum. Hava sıcak, kaldırım sıcak, hayat zaten sıcak.

Yanımda iki arkadaş:

— “Kanka şu işe başvurmayı düşündün mü?”

— “Düşündüm ama kalbim henüz CV’mi onaylamadı.”

O an fark ettim ki ben bazen kararları aklımla değil, içimdeki garip duygusal algoritmayla veriyorum. Ve o algoritma sürekli bir şey “zikrediyor”.

Kalp neyi zikrederse, ben o yöne doğru kayıyorum. Ama problem şu: kalp bazen çok dramatik.

Kalbin dramatik moduna hoş geldiniz

Mesela geçen gün biri mesaj attı. Basit bir “Nasılsın?” sorusu. Ama benim iç ses:

“BU MESAJDA BİR DERİNLİK VAR.”

Hayır yok kardeşim. Sadece “nasılsın”.

Ama kalp neyi zikrederse, zihin onu Shakespeare tragedyasına çeviriyor.

Kendi kendime konuşuyorum:

— “Sakin ol.”

— “Olmuyor.”

— “Neden?”

— “Kalp başka şey zikrediyor.”

İşte problem burada başlıyor.

İzmir sokaklarında kalbin playlist’i

İzmir’de yürürken kulaklık takmıyorum bazen. Çünkü zaten içeride bir müzik çalıyor.

Kordon’da yürürken kalp neyi zikrederse, o şarkı oluyor. Bazen eski bir anı, bazen hiç yaşanmamış bir ihtimal.

Geçen gün sahilde oturuyorum. Yan masada iki kişi tartışıyor:

— “Sen beni hiç anlamıyorsun.”

Ben içimden: “Ben kendimi bile anlamıyorum, sakin olun.”

Kalp neyi zikrederse, etrafı bile ona göre yorumlamaya başlıyorum. Bu bir yetenek mi, lanet mi hâlâ çözemedim.

Arkadaş ortamında kalp filtresi

Arkadaşlarla buluştuğumuzda olay daha da komik hale geliyor.

Geçen gün bir arkadaş dedi ki:

— “Kanka hayatı çok kafana takıyorsun.”

Ben de gülümsedim:

— “Ben takmıyorum, kalp takıyor.”

Herkes güldü ama ben içimden şunu düşündüm: “Keşke kalbe mute atabilsem.”

Çünkü kalp neyi zikrederse, ben onu ciddiye alıyorum. Arkadaş ortamında bile.

Mesela biri “hafta sonu ne yapıyoruz?” dediğinde benim kalp:

“YA HAYATIN GEÇİCİLİĞİ…”

Kardeşim biz mangal planlıyoruz.

Kalp neyi zikrederse, hafıza ona göre arşiv açar

İnsanın hafızası enteresan. Özellikle benimki… biraz seçici biraz da duygusal kargaşa içinde.

Mesela eski bir şarkı duyuyorum:

Bir anda 2019’a ışınlanıyorum.

O an kalp diyor ki:

“Hatırla.”

Ve ben hatırlıyorum.

Ama keşke sadece güzel şeyleri hatırlatsa. Yok. Kalp neyi zikrederse, bazen “utanmalık anılar” da VIP giriş yapıyor.

Gece yatarken:

— “Bunu neden dedin?”

— “Ben demedim, kalp zikretti.”

İç sesle kavga: günlük rutin

Bir insan kendi iç sesiyle ne kadar tartışabilir?

Ben bayağı tartışıyorum.

— “Abartma.”

— “Ben abartmıyorum, kalp abartıyor.”

— “Kalbi suçlama.”

— “Ama o başlattı.”

Bu diyaloglar İzmir sıcağında daha da uzuyor. Çünkü beyin yavaşlıyor, kalp hızlanıyor.

Kalp vs mantık: İzmir derbisi

Kalp:

“Mesaj at.”

Mantık:

“Gerek yok.”

Kalp:

“AT.”

Mantık:

“Gurur?”

Kalp:

“ZİKREDİYORUM.”

Ve sonuç: mesaj atılır. Sonra 2 saat ekrana bakılır.

Kalp neyi zikrederse, çoğu zaman mantık kaybeder.

Gündelik hayatın içinde gizli metafizik komedi

Bunu fark ettiğimde şunu düşündüm: Biz aslında çok ciddi varlıklar değiliz. Sadece ciddi düşünen komik varlıklarız.

Market kuyruğunda bile:

— “Poşet ister misiniz?”

Ben içimden: “Hayatın anlamı da bir poşet gibi, taşıması kolay ama delik olabilir.”

Kasiyer sadece bakıyor.

Kalp neyi zikrederse, ben onu evrensel felsefeye çeviriyorum. Ama kimse istemedi.

İzmir’de gece ve fazla düşünen zihin

Gece 02.40.

Pencere açık. Uzaktan deniz sesi geliyor. Ya da ben öyle sanıyorum, belki de buzdolabı.

Kalp yine aktif:

“Bir şeyleri kaçırıyorsun.”

Ben:

“Ne kaçırıyorum?”

Kalp:

“Bilmiyorum ama kaçırıyorsun.”

İşte en tehlikeli cümle bu. Belirsiz ama baskılı.

Kalp neyi zikrederse, ben o “şey”i bulmaya çalışıyorum. Ama ne olduğunu bilmiyorum.

Kalp neyi zikrederse, hayat ona göre şekil değiştirir

Bazen bir karar veriyorsun, sonra diyorsun ki:

“Ben bunu neden yaptım?”

Cevap basit:

Kalp neyi zikrederse, o an mantık imza atıyor.

Geçenlerde bir plan yaptık:

— “Erken yatacağız.”

Sonuç: 04.00.

— “Para biriktireceğiz.”

Sonuç: kargo siparişi.

— “Daha sakin olacağız.”

Sonuç: iç monolog festivali.

Kalbin komik sabotaj yeteneği

Kalp bazen tam bir arkadaş gibi:

— “Boş ver.”

— “Olur.”

— “Yaz gitsin.”

— “Bak gör ne olacak.”

Sonra hiçbir şey olmaz ama sen olmuş gibi hissedersin.

Kalp neyi zikrederse, ben onu “olay” sanıyorum.

Kendimle dalga geçme uzmanlığı

Beni en çok yoran şey aslında dış dünya değil. Kendi içimdeki yorumcu.

Spor yapıyorum mesela:

— “1 set daha yap.”

Kalp: “Yoruldun, hayata kısa mola ver.”

Alışveriş yapıyorum:

— “Gerek yok.”

Kalp: “İhtiyacın var.”

Sosyal ortam:

— “Sakin ol.”

Kalp: “Biraz daha düşün, rezil olma ihtimali %3.”

Ve ben her seferinde o %3’e takılıyorum.

İzmirli bir iç savaş gibi

İçimde sürekli bir Ege rüzgârı var. Sıcak, kararsız, bazen tatlı, bazen yoran.

Kalp neyi zikrederse, o rüzgâr yön değiştiriyor.

Bir bakıyorum cesurum.

Bir bakıyorum “neden varım?” modundayım.

Arası yok.

Sonunda anladığım küçük ama gürültülü gerçek

Bir gün vapurda otururken, karşıya bakarken düşündüm.

Belki de mesele kalbi susturmak değil.

Belki de onun neyi zikrettiğini fark etmek.

Çünkü kalp neyi zikrederse, aslında hayat onu fısıldıyor.

Ama biz çoğu zaman o fısıltıyı yanlış tercüme ediyoruz.

Bazen abartıyoruz.

Bazen küçümsüyoruz.

Bazen de direkt “drama yapma” deyip geçiyoruz.

Ama kalp zaten drama değil, ritim istiyor.

İzmir gibi.

Biraz sıcak, biraz dağınık, biraz fazla düşünen ama yine de yaşayan.

Ve belki de en komik tarafı şu:

Ben hâlâ kendi iç sesime ciddi ciddi cevap veriyorum.

Ama artık şunu biliyorum:

Kalp neyi zikrederse, ben o hikâyenin içine düşüyorum… ve bir şekilde orada yaşamayı öğreniyorum.

“7 nefsin isimleri nelerdir” konusunda merak ettiklerinizi bu yazımızda ele almaya çalıştık. Baharkizyurdu okurları için daha fazlası yolda!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
https://biyomuhendis.com.tr https://doyo.com.tr https://duze.com.tr Sitemap
vdcasino.online