Vay Anam Vay, Kaç Yıl?
Kayseri’nin sakin akşamlarından birinde, o kadar düşündüm ki, zamanın nasıl geçtiğini fark edemedim. Kafamda bir sürü düşünce, bir sürü anı; ama bir şey vardı ki, beni hep orada, geçmişin derinliklerinde tutuyordu. O kadar derindeydi ki, hayal kırıklığı, heyecan, belirsizlik ve umut hepsi birbirine karışmıştı. O an, bir anda beynimde patlayan bir düşünceyle irkildim: Vay anam vay, kaç yıl olmuş?!
İçim burkuldu, bir anda zamanın ne kadar hızlı aktığını fark ettim. Bir şeyler geçmişte kalmış, bambaşka bir ben oradayken, şimdi burada başka bir ben vardı. Ama bu “başka ben” o eski halini hatırlamıyordu bile. Nereden nereye… Zamanın etkisi, bazen hiç fark etmediğimiz bir şekilde bizi şekillendiriyor.
O Eski Günlerden Bir Parça
Bunu yazarken, gözlerim biraz da doluyor aslında. Çünkü hâlâ Kayseri’nin o eski, taş sokaklarında yürüdüğüm günleri hatırlıyorum. O zamanlar, bir kafede oturmak, arkadaşlarla buluşmak, hiç büyümemiş gibi hissetmek çok normaldi. Hep aynı kafede, hep aynı insanlarla oturur, sohbetler eder, gelecekten çok geçmişin anılarıyla avunurduk.
İlk kez üniversiteye başladığımda, her şey bir hayaldi. O kadar umutluydum ki, her şey çok güzel olacak, diye düşünüyordum. Ama sonra zamanla o umutlar, yerini ağır bir hayal kırıklığına bıraktı. Hayat, beklediğim gibi değildi. Okulun zor geçmesi, sosyal hayatın beklentilerimi karşılamaması derken, bir noktada yavaşça kabullendim. Bir yandan da, ne kadar çabuk büyüdüğümü anlamadım. O küçük, genç halim, nereye gitmişti?
Bazen, eski bir arkadaşımı görüyordum sokakta. Gözlerindeki o çocukluk parıltısı hala yerindeydi. Ama ben, onlarla aynı yerlerde değilim artık. O kadar hızlı bir şekilde büyüdüm ki, farkında bile değildim. Her şeyin hızla geçmesi, bir tür ruhsal yorgunluk gibi. Yaşadığım her anı, aslında çok hızlı yaşamışım. O yüzden, vay anam vay, kaç yıl olmuş, dediğimde, bir anda kaybolan o yılların acı bir farkındalığı içinde buluyorum kendimi.
Bir Olay, Bin Duygu
O akşam kafede bir arkadaşım bana bir şeyler söyledi. O kadar basitti ki, ama bir anda içinde bulunduğum ruh halini değiştirdi. “Zaman hızla geçiyor, değil mi?” dedi. Yani, o kadar basit bir soru, ama bana çok şey ifade etti. O kadar derin bir soruydu ki… “Zaman hızla geçiyor” diyordu, ama ben o hızla geçişin ne kadar farkındaydım ki?
Çok zaman kaybetmiş gibi hissettim. Ya da belki, hayatın her aşamasını tam anlamıyla yaşamadım. 25 yaşımda bir noktada durup düşündüm: “Neler kaçtı, neyi tam anlamadım?” Her şeyin sonunda aslında bir şeyler var, ama bir de bu şeylerin ne kadar hızlı kayıp gittiği var. O kadar hızlı bir şekilde büyüdüm ki, sanki bir süre önceki ben yoktu. Bu kadar çabuk değiştim.
Ama yine de içimde bir umut vardı. Hani o eski Kayseri akşamlarını hatırlayıp, bazen geçmişe dönmek istiyorum. Biraz daha çocuk, biraz daha huzurlu… Belki de, o hızla geçen yılların, bana sadece hızla öğrenmek ve gelişmek için bir fırsat sunduğunu anlamalıydım. Geçen yıllar, belki de gerçek birer ders oldu.
Şu Anın Değeri
Bugün burada yazarken, bir yandan geçmişi hatırlıyor, bir yandan da şu anı değerlendiriyorum. Vay anam vay, kaç yıl olmuş! diyorum ama, zamanın bu kadar hızlı geçtiği bir dönemde aslında hiçbir şeyin garantisi olmadığını fark ediyorum. Belki de, geçmişe bakmak değil, şu anın değerini bilmek en önemlisi. Belki de, bir şeyi fark etmenin zamanı hiç de geç olmamıştır. Şu an, belki de geçmişin bizlere sunduğu bir hediye olarak duruyor.
Geçen yılları düşündükçe, bir noktada tüm o duyguların iç içe geçtiğini hissediyorum. Kaygılar, heyecanlar, hayal kırıklıkları; ama hepsi bir arada, sanki hayatın sadece geçip gitmesiyle ilgili değil, ondan alacağımız derslerle ilgiliymiş gibi. Vay anam vay, kaç yıl demek, aslında yılların kaybolmadığını, aksine bizi şekillendirdiğini kabul etmek gibi bir şey.
Sonuçta, Zaman Geçiyor Ama Biz Buradayız
Belki de zaman hızlı geçiyor, ama biz de buna rağmen durup düşünüyor ve hissedebiliyoruz. O yüzden her anı dolu dolu yaşamak gerek. 25 yaşında, Kayseri’de, hayatımın belki de en kritik döneminde, geçmişi ve geleceği birleştiren o duygusal sınavdan geçiyorum. Bunu yazarken, belki de birçoğumuzun yaşadığı şeyleri paylaşıyorum. Zamanın ne kadar hızlı geçtiğini kabul etsek de, sonunda önemli olan bu anın kıymetini bilmek.
Zaman, her şey gibi hızla geçiyor. Ama biz hâlâ buradayız ve her anı kendi içimizde, kendi hislerimizle yaşıyoruz. Vay anam vay, kaç yıl olmuş demek, aslında her şeyin geçici olduğunu hatırlamak. Ve bence bu, hayatın en güzel kısmı.